;
top of page

ÜÇ KAT GECENİN KARANLIĞINDAN ÇIKIŞ

  • ipek kigan
  • 11 Eki
  • 2 dakikada okunur

Mitolojide beni en çok düşündüren karakterlerden biri Sisyphos’tur.  Hikayesi bana göre içinden bir türlü çıkamadığımız kısır döngülerimizi ve bıkmadan, yılmadan ama sürekli aynı şeyleri yaparak o döngüden çıkmak için gösterdiğimiz beyhude çabamızı anlatır. 


Sisyphos ; Yeraltı Tanrısı Hades tarafından verilmiş bir cezanın içinde ömür tüketen bir kraldır. Aslında fazla akıllı ve aşırı kurnaz olan bu kral insanları, hatta tanrıları bile sürekli kandırır ve kıvrak zekasıyla herkesi alt eder.


Bir sırrını açıklayarak kendisini zorda bıraktığı için Tanrıların Tanrısı Zeus, Sisyphos’u  ölüm meleği Thanatos’a verir. Ama akıllı Sispyhos ölüm meleğini bile kandırarak zincirle bağlayıp, kaçar. Öyle ki ölüm meleği Zeus tarafından kurtarılana kadar günlerce hiç kimse ölememiştir!! 


Defalarca yakalanıp yeraltına gönderilen Sisyphos, her seferinde yeryüzüne dönmenin bir yolunu bulur. En sonunda konuya Hades el atar ve Sisyphos’u yanına, ölüler diyarının en altına, 3 kat geceyle kaplı Tartaros’a alır. 


Hades, tanrılarla sürekli alay eden Sisyphos’u çok ağır bir kayayı, yüksek bir dağın zirvesine kadar yuvarlamakla cezalandırır. Sisyphos çok zorlansa da kayayı yukarı çıkarmayı başarır. Ama tam zirveye geldiği sırada bir güç kayayı geri iter. Ve Sisyphos’un tekrar onu yukarı çıkarması gerekir. Bu sonsuza kadar böyle sürer. Tekrar, tekrar ve tekrar aynı şeyi yapmaktan başka çaresi yoktur. 


Kurnaz Sisyphos ölüm meleğini bile kandırmış ama bu cezadan sonsuza kadar kurtulamamıştır. Hades modern astrolojide Akrep Burcu’nun yöneticisi Pluto’nun mitolojik tanrısıdır. Karanlığın, gölgenin, gücün, manipülasyonun, ölümün, yeniden doğumun ve dönüşümün gezegeni Pluto. 


Hades, Sisyphos’un o çok övündüğü aklını manipüle etmiş ve onu çaresizlik duygusu içine hapsetmiştir. Sisyphos her seferinde aynı yoldan giderek bir gün kayayı zirveye çıkarabileceğini ve böylece esaretten kurtulabileceğini hayal etmiştir. 


Aslına bakarsanız hepimiz birer Sisyphos değil miyiz? Bize sunulan yaşamda mücadeleyle, hırsla, yanılsamalar içinde alıştığımıza, bildiğimize, sahiplendiklerimize tutunarak tekrar ve tekrar aynı davranışları yapıp, sınırlarını çizdiğimiz dünyamızın içinde dönüp duruyoruz. 


Acaba Sisyphos ona sunulan senaryonun dışına bir anlığına çıkabilseydi, kayayı zirveye çıkararak bu büyüyü bozacağına duyduğu inanç ve hırsı bir kenara bırakıp başka bir yol var mı diye düşünebilseydi ya da o güne kadar yaptığı bütün hataları kabul edip, pişmanlığın gücüyle verilene razı olabilseydi işte belki o an büyü kayboluverecekti.  


O zaman biz de dönüp bir baksak kendimize, bir anlığına düşünsek; hep aynı davranış kalıplarıyla hareket edip yeni bir sonuç bekleyebilir miyiz? 

Nefsin arzularına boyun eğerek kendi Güneş’imize ulaşabilir miyiz?  

Hz. Muhammed’in ‘Ölmeden önce ölünüz.’ cümlesi, kendi yarattığımız bu büyüyü aşabilmenin anahtarı değil midir? 

Sahiplendiklerimiz, tutunduklarımız, bırakamadıklarımız,  hırslarımız, kıskançlıklarımız bizi üç kat gecenin karanlığına çekip, bitmek bilmeyen kısır döngümüze esir etmez mi? 


Bizi korku dolu hapishanemizden, bu büyülü matriksten çıkaracak gücün sırrı doğum haritamızdaki Pluto’da, Akrep burcundaki gezegenlerimizde, 8.ev veya Akrep burcunun düştüğü alandadır. Tabi istiyorsak, gönüllüysek, sistemin dışına çıkabilecek cesaretimiz varsa, yanmaya ve küllerimizden doğmaya hazırsak! Değilsek kayayı yuvarlamaya devam o zaman…




Homeros’un dizeleriyle Sisyphos:

“Sisyphos’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken:

Yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı,

Ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya,

Ha bire itiyordu onu bir tepeye doğru,

İşte kaya tepeye vardı, varacak, işte tamam,

Ama tepeye varmasına tam bir parmak kala,

Bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri,

Aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya

O da yeniden itiyordu kayayı tekmil kaslarını gere gere,

Kopan toz toprak habire aşarken başının üstünden

O da ha bire itiyordu kayayı, kan ter içinde. ” 


Homeros Odysseus


 
 
 

Yorumlar


bottom of page